Alkali Diyeti İncelemesi, Alkali Diyeti nedir, Alkali Diyeti nasıl yapılır

'Diyet Listeleri' forumunda Elti tarafından 21 Eylül 2017 tarihinde açılan konu

  1. Elti

    Elti Well-Known Member

    Vücudunuzun Normal pH Seviyesi
    Alkali diyeti hakkında bilgi sahibi oluyorsanız, pH değerinin ne olduğunu bilmenizde yarar var. Basitçe anlatmak gerekirse, pH, herhangi bir şeyin ne kadar asidik veya bazik (alkalik) olduğunu belirten ölçü birimidir.

    pH değeri, 0 ile 14 arasında değişir:

    • 0-7 arası asidiktir.
    • 7 nötrdür.
    • 7-14 arası alkaliktir (alkali yerine genelde bazik kullanılır çoğunlukla)
    Bu diyeti zayıflama kliniği eşliğinde uygulayan kişilerin, idrarlarından vücut pH seviyeleri ölçülür ve 7 üstünde olmasına özen gösterilir. Ama konu idrarınızdaki pH seviyesi olunca sizi önemli bir konuda aydınlatmamız gereklidir. Yiyecekler, idrar pH seviyesine hızla etki edebilir. Örneğin bir büyük biftek yedikten sadece birkaç saat sonra idrarınız daha asidik olur (vücut kalıntıları dışarı atar). Bu sebeple de idrardaki pH seviyesi pek güvenilemeyen bir değer olabilir ve diyetiniz dışında birçok nedenden dolayı etkilenebilir.

    Bununla beraber bilinmelidir ki pH seviyesi vücudun farklı bölgelerine göre de değişiklik gösterebilir. Bazı bölgeler asidik olabilirken, bazı bölgeler bazik olabilir. Yani tek ve net bir değer olmamaktadır. Örneğin mideniz hidroklorik asit ile doludur ve 2 – 3.5 arasında (çok asidik) bir pH değerine sahiptir. Besinleri ayrıştırmak için bu gereklidir. Diğer bir taraftan, damarlarınızda akan kan her zaman baziktir ve 7.35 – 7.45 arasında pH değerine sahiptir. Kanın pH değeri normal seviyede değilse vücutta ciddi bir sorun olabilmektedir ve tedavi edilmezse ciddi sorunlara yol açmaktadır. (Tükettiğiniz besinler buna yol açmaz, bazı hastalıkların sonucunda oluşur)

    Ayşegül Çoruhlu, Alkali Diyetini Kenan Erçetingöz’de Anlattı
    Asidite ve Kanser Arasında Nasıl Bir İlişki Var?

    Yapılan araştırmalar sonucunda, asidite ve kanser arasında hiçbir doğrudan bağ bulunamamıştır. Yine de halen bazı araştırmacılar kanserin sadece asidik ortamda gelişebileceğini ve bu sebeple de alkali diyetinin yardımcı olabileceğinden bahsetmektedirler. Bu iddaa birkaç farklı yolla çürütülebilmektedir.

    Birincisi ve belkide en önemlisi, tüketilen besinler kanınızdaki pH seviyesini etkileyemez! İkincisi, diyelim ki besinler kan pH seviyesini ciddi oranda değiştirebilsin, böyle olsa bile kanser hücreleri sadece asidik ortamlarda gelişme göstermemiştir. Hata kanser hücreleri ilk önce normal vücut dokusunda gelişir ki bu bölge hafif de olsa bazik olan 7.4 pH seviyesine sahiptir. Aynı zamanda çoğu araştırmada alkalik ortamda kanser hücresi geliştirilebilmiştir.

    Tümör asidik ortamlarda daha hızlı geliştiği doğrudur ama tümör, kendi kendine asiditeyi arttırabilmektedir. Yani asidite kanser oluşturmaz, kanser hücreleri bulunduğu yeri asidik hale getirir!

    İncelediğimiz araştırmayı ve sonuçlarını okumak için tıklayın (ingilizce): http://www.nutritionandmetabolism.com/content/9/1/72

    Sonuç? Alkali Diyetini Uygulamalı mıyız?
    Çoğu karışık ve gelişigüzel hazırlanmış diyet türlerine nazaran, alkali diyeti oldukça sağlıklıdır. Sizi daha çok meyve, sebze yemeye teşvik ederken, abur cubur tarzı yiyeceklerden uzak tutar. Bununla beraber, alkali diyetinin dayandığı teoriler bilimsel olarak henüz kanıtlanamamıştır.

    Gerçek şudur ki, alkali diyetini sağlıklı kılan yanı, sizleri gerçek ve işlenmemiş gıdalara yönlendirmesidir; besinlerin asidik veya alkalik olması ile hiçbir ilgisi yoktur!

    25 Alkalik Besin
    Tipik Türk beslenme alışkanlığımız, bizi et ve hamurişi gibi sindirildiğinde asidik kalıntı açığa çıkaracak besinlere yönlendirir. Yapılan son araştırmalarda, bu tarz besinlerin fazla tüketilmesi durumunda böbrek ve karaciğerinizde problemlerle karşılaşabilirsiniz. Asitin negatif etkilerinden kurtulmak içinse bazik (alkalik) besinlere yönelebilirsiniz. Aşağıdaki besinlere günlük beslenmenize daha çok katarak pH seviyenizi dengeleyebilirsiniz.

    İyi (Alkalik – Bazik) Besinler

    • Fıçı bira
    • Bal
    • Asparagus
    • Margarin
    • Beyaz şarap
    • Brokoli
    • Mineral su
    • Reçel
    • Karpuz
    • Elma
    • Kırmızı şarap
    • Kabak
    • Fındık
    • Taze fasulye
    • Domates
    • Kiraz
    • Turp
    • Karnıbahar
    • Patates
    • Kayısı
    • Havuç
    • Kereviz
    • Muz
    • Ispanak
    • Kuru üzüm
    Kötü (Asidik) Besinler

    • Alkol
    • Kafein
    • Çikolata
    • Gazlı içecekler
    • Konserve yiyecekler
    • Soğan
    • Ağız kokusunu önleyici nane şekerleri
    • Sarımsak
    Alkalik Beslenme Planı Listesi – Örnek Menüsü
    1. Adım: Ne Yediğinizi Bilin
    Asidik besinler kısaca, işlenmiş karbonhidratlar, süt ürünleri, kırmızı ve kümes hayvanları etleri olarak maddelendirilebilir. Bu besinler sindirildiklerinde asidik kalıntılar ortaya çıkartarak böbreklerinizi ve bağırsaklarınızı strese sokar ve hatta diyabet riskini arttırır. Alkalik (bazik) atık ortaya çıkartan besinler ise bu etkileri nötrleştirir. Diyetinizi dengelemek için öncelikle hangi besinlerin asidik, hangilerinin bazik olduğunu öğrenmelisiniz. (yukarıda sizin için listeledik)

    2. Adım: 2’ye 1 Kuralı
    Alkalik besinlerin avantajlarından faydalanabilmek için bu basit kuralı uygulayın: Her 1 asidik besin için 2 alkalik besin tüketin!

    İşte size basit bir 2’ye 1 örnek menüsü:
    Kahvaltı:
    Yumurta (asidik), içerisinde ıspanak (alkalik), yanında greyfurt (alkalik)

    Öğle Yemeği:
    Ev yapımı avokadolu ve limon soslu (alkalik) yeşil salata (alkalik), üzerinde ızgara hindi dilimleri (asidik)

    Akşam Yemeği:
    Tam buğday ekmeği (asidik) üzerinde servis edilen somon balığı (çok az asidik), yanında haşlanmış sebzeler (alkalik)

    3. Adım: İçecekleri Unutmayın
    Akşam yemeğine eşlik edecek bir kadeh rakı yada atıştırmalık olsun diye içilen bir bardak soda… Asidik etkilerden korunmak için öncesinde alkalik bir içecek tüketmenizi öneririz. Örneğin bir bardak su yada limonata vücudunuzu asidik içecekler öncesinde koruyacaktır.

    4. Adım: Alkalik (Bazik) Baharatlar ve Otlar İle Yemek Pişirin
    Asidik yiyeceklerin etkilerini azaltmanın bir başka yolu da, yemeği hazırlarken bu besinleri alkalik baharatlar yada otlar ile tatlandırmanızdır. İşte sizin için birkaç öneri:

    • Çorbalara kırmızı biber ekleyin.
    • Çikolatalı içeceklerinize acılı kakao ekleyebilirsiniz.
    • Etin olduğu her yemekte maydanoz kullanabilirsiniz. Hem lezzet katar hem de asiditesini dengeler.
    • Patlamış mısırın üstüne köri eklemeyi mutlaka deneyin!
    Alkali Diyeti Avantajları ve Dezavantajları
    Avantaj #1: Kaslarınızı korumanıza yardımcı olur
    Meyve ve sebzeler alkali diyetinin temel besin maddeleridir ve kalori harcayan kas grubunuzu korumanız için size yardımcı olacaklardır. Bilindiği üzere, yaşlandıkça kas kaybederiz ama yapılan son araştırmalara göre, hayatları boyunca alkali yiyecekleri asidik yiyeceklere göre daha fazla tüketenler, yaşlanınca kaslarını daha çok koruyabilmişlerdir.

    Avantaj #2: Daha genç görünmenizi sağlar
    Alkali diyetinin bir diğer temeli de işlenmiş şekerin olabildiğince az tüketilmesine dayanır. Bu da cildinizin daha genö görünmesini sağlar. Hollandalı bilim insanlarının yaptığı son bir araştırmada, deneklere 600 kişinin resmi verilmiş ve onların yaşını tahmin etmeleri istenmiş. Deney sonucunda kan şekeri seviyesi daha yüksek olanların, olduğundan yaşlı göründüğü ortaya çıkmış.

    Avantaj #3: Kilo verebilirsiniz!
    Biliyoruz, az önce kilo vermenizde direkt etkisinin olmayacağını söyledik ama şu anki yeme alışkanlıklarınızı bilmediğimiz için bir genelleme yapmak zorundaydık. Eğer klasik bir Türk ailesinin lezziz hamur işleri ve et yemekleri ile besleniyorsanız, o halde sebze ve meyvelerin daha çok yenmesini öğütleyen alkali diyeti ile kilo verebileceğinizi söylemek zor değil. Bu konuda Oxford Üniversitesinin 38.000 denek üzerinde yaptığı araştırmaya göre beslenme alışkanlıkları et üzerine kurulu kişilerin vücut kütle endeksi en yüksek çıkarken, sebze-meyveyi daha çok tüketenlerin vücut kütle endeksi en düşük çıkmış.

    Dezavantaj #1: Bazı durumlarda kafanız karışabilir
    Alkalik (bazik) ve asidik yiyecekleri seçmekte zorlanabilirsiniz ve bu durum kafanızı karıştırabilir. Örneğin limon ve elma sirkesi doğada asidiktir ama vücudun sindirmesi ve sonrasında bıraktıkları kalıntı sebebi ile alkalik olarak listelenir. Bununla beraber, asidik besinler listesi nar, nohut, ceviz ve çay gibi yiyecekleri de barındırır.

    Dezavantaj #2: Araştırmalar yetersizdir
    Çoğu sağlık bilimi araştırmacısına göre alkali diyeti tamamen gereksiz bir diyet programıdır çünkü vücudumuz tükettiğiniz besinler ne olursa olsun pH dengesini her zaman dengelemeye programlıdır. Ama bu konuda bile çok detaylı araştırmalara rastlayamadık biz. 2012’de bir sağlık bilim dergisinde yapılan bir araştırma da karışık sonuçlar bulduğundan bahsetmiş. (Buradan okuyabilirsiniz araştırma detaylarını: http://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC3195546/)

    Sonuç mu? Açıkça görülüyor ki bu diyetin söylediği, zaten yıllardır sokaktaki insanın bildiğini tekrar etmesi; daha çok meyve, sebze yemelisiniz, şeker, işlenmiş gıdadan uzak durmalısınız! Nasıl, tanıdık geldi değil mi?

    Dezavantaj #2: Kilo vermeyebilirsiniz
    En kötüsünü en sona sakladık, evet, kilo vermeyebilirsiniz! Şaşırtıcı değil mi, sebze ve meyve tüketip kilo veremiyorsunuz… Size bir sır verelim, bu durumu bu yazıyı yazan CGKN.net kurucuları da önceden yaşamıştır. Problemin nedenini size kısaca açıklayabiliriz. Vücudunuza ihtiyacından fazla ‘harika’ besinler de verseniz, fazlayı yağ hücresi olarak depolarsınız! Kilo verebilmek için sadece ‘kötü’ besinlerden uzak durmak yetmez, aynı zamanda iyi besinleri de doğru porsiyonlarda tüketmelisiniz.
     

Bu Sayfayı Paylaş